Blog Listem

29 Haziran 2010 Salı

Kenar Süsü...

Yazmayı ögrendiğim ilk zamanlardı çizgili güzel defterlerim vardı,özenle citlenmiş,etiketlenmiş,adlandırılmışlardı.Şiirler yazardım,okuma parçalarının özetleri,ödevlerimi yapardım eksiksiz ve muntazam.

Baba gibi severdim ilkokul öğretmenimi.Yazmaya yeni başlayan bütün çocuklar gibi özenirdim herşeyime kalemime,defterime,kokulu silgime...
Aslında o yıllardan aklımda kalan en güzel şeyler kenar süsleriydi.Bütün okuma parçaları,şiirler,hikayeler,alıştırma sorularının bilumum her yeri süslenirdi.Yazıların çabucak bitmesini isterdimki kenarlarını süsleyebileyim,tabi yaratıcılığımızda artardı.Birbirimize gösterirdik bütün yeni kenar süslerini,en masum halimizle kıskançlıktan uzak,paylaşmanın güzel olduğu zamanlardı.Mutluluğun en saf en dogal halleriydi.

Uzun zaman geçti,büyüdük,artık kenar süsleri yapmıyoruz yazılarımıza,artık o kadar masum ve hesapsız değiliz...Küstük herşeye,herkese,bütün kenar süslerine,aslında onların hiç ama hiç suçları yok...

Bizi küstürdüler kenar süsü olduk insanların hayatında ''yazı yazılığından, anlattıklarından birşey kaybeder mi kenar süsü olmayınca'' koca bir hayır...Yani olmasakta olurdu.Renklendirdik sadece aslında kazanan bizdik.Bizsiz renksizler,sıradanlar,masum değiller...

26 Haziran 2010 Cumartesi

Mevlana

'' Üzülme... der Mevlana ve devam eder;
Bir yandan korku bir yandan ümidin varsa iki kanatlı olursun,
Tek kanatla uçulmaz zaten.
Sopayla kilime vuranın gayesi kilimi dövmek değil,
Kilimin tozunu almaktır.
...Allah sana sıkıntı vermekle tozunu, kirini alır.
Niye kederlenirsin?
Taş taşlıktan geçmedikçe parmaklara yüzük olamaz.
Yüzük olmak dileyen taş, ezilmeyi yontulmayı göze almalıdır..! '

''Eğeli Lodos''

Küçük bir kız çocuğuydum uzun zaman önceydi...Yazışmaları saklamamalı insan onu anladım. Yıllar önceki mesajlaşmalarımı kaydetmişim onu buldum aklımda bile degil unutmuşum.Yaşanılanları unutmasamda,yazışmaları untmuşum.

Ama beni darmadağın etmeye yetti iki küçük sayfa,öyleki panik oldum,kendimle yüzleştim,bunca yıl haksız görsemde kendimi, tüm çıplaklığıyle çarptı yüzüme bütün gerçeği. Dalga geçti iki küçük sayfa benimle.
Üzgünüm çok üzgünüm...

23 Haziran 2010 Çarşamba

''YENİ''

Uzaklara bakıyorum küçük balkonumdan...
Herşeyin nasılda sıradanlaştığına bakıyorum kahvemi yudumlarken.
Hayatın bize verdiği sözler ya da bizim hayata fısıldadığımız sözler geliyor aklıma.
Bugün büyükada bir başka güzel gözüküyor gözüme.Deniz bir başka ışıldıyor denizin üzerinde.
Hızlıca akıp giden zaman gibi hızlıca süzülüyor denizin üzerinde yakamoz...
Sonbahar başlıyor...Benim mevsimim...

''şehir''

Bildiği şehirlerden,bilmediği şehirlere,bildiği yüzlerden bilmediği yüzlere sığınmayı aklından geçirmemiş kaç insan vardır?garların ,terminallerine limanların dev mıknatıslara dönüştüğü saatlerde bedenlerini kaptırmayanlar,ruhlarının bir otobüs koltuğunda, bir gemi çapasına, bir lokomotif tekerleğine yapışmasını önleyebilmişler midir? ''Başımı alıp gitmek istiyorum.''cümlesi kim bilir hayatımızın kaç kilidini kurcalamış, açayım derken kaç yeni kapı örtmüştür üstümüze.
Arkaya bakmamayı başarabilenler acaba gittikleri yere başkalarını götürmeyi başarabilmişler midir?